mavi kız hikayeleri - blue girl stories


I am not in this world to live up to your expectations, and you are not in this world to live up to mine.
You are you, and I am I, and if by chance we find each other,
it's beautiful.


If not, it can't be helped
.



Thursday, November 26, 2009

Monday, November 23, 2009

bayılıyorum eyesores'lara!!!

facebook'ta en sevdiğim şey bu tuhaf mahlukatlar sanırsam. kendileri sadece sevmekle kalmıyorum - bayılıyorum onlara. çok da gülüyorum ayrıca.

Wednesday, November 18, 2009

Monday, November 16, 2009

Ben İşe Başladım...!!!

evet, evet biliyorum - inanılmaz bir haber bu, ama gerçek!!!

bir yandan PhD ve dersleri, bir yandan efsane leziz giden özel hayatım ve ilişkilerim (note the sarcasm here), bir yandan kendimi ve bedenimi sağlık sebebi ile toparlamak adına giriştiğim türlü faaliyetler yetmedi - dedim en iyisi işe başliim. nasıl fikir? bence süper.

şaka bi yana, iyi oldu.

henüz bir haftalık bile diilim gerçi ve part time (salı-perşembe-pazar çalışmıyorum) ama şimdiden sanki bu iyi ve güzel bişeylerin başlangıcı olabilirmiş gibi geliyor. belki de tam da ihtiyacım olan şey buydu. görüceeeez.

Friday, October 09, 2009

Belki de

Özverili bir arkadaş,
İdeal bir dost,
Hayırlı bir evlat,
İyi bir insan,
Başarılı bir öğrenci...
Çok çalıştım, çok uğraştım
Hepsi olabilmek için elimden geleni hep yaptım.


Belki de sadece bu kadarım.
Belki de bu kadarı yetmeli.
Daha fazlası olmak için gereken yok belki de bende.
Bu yüzden kaçtım hep belki de.


İlk kez durdum – neden durdum?!
İçim acıyor.
İnsan kendi sınırlarını bilmeli:
Sınırlarım bu belki de.

Wednesday, August 26, 2009

run From the Drama


run
Originally uploaded by nepnep®
High school never ends…not really. It’s like life is a continual replay of it with different scenarios over and over again. I might work on this for my PhD.

Monday, July 13, 2009

incelikler yüzünden



fazla geldi.

ilk defa az geldim ya da.

öyle çoktu ki ben hariç herşey: öyle çok iş, öyle çok sorumluluk, öyle çok fiziksel ve psikolojik sıkıntı - ve öyle az ben vardı ki.

yıllardır ilk kez bu kadar istekliyim şehrimi geride bırakmaya. ne kadar sürecek bilmiyorum, ne zaman geçicek bu his emin olamıyorum.

artık düşünmek istemiyorum.

ve gidiyorum.

çünkü ben en iyi bunu yapıyorum: kaçıyorum.

Saturday, June 27, 2009

Duygusal Zamanlar

çok basit aslında.
belki de yılların pratiğinin de yardımıyla, hiç zorlanmıyorum duygu sıçramalarımda.
duygu sıçramaları...
en sevdiğin o kişiyi bir daha asla göremeyeceğini gerçekten kabullendiğin andaki tepkisizlik, neşeli sayılabilecek ve maksimum 1 dakika süren bir reklam filminde gözden akan yaşlar, bazen hiç sebepsiz olarak içten gelen ve asla tutamadiğin o gercek kahkahalar...
psikolojide elbette onu daha tıbbi bir forma sokan bir adı var – hatta türlerine göre, bir sürü değişik adı var aslında;
ama benim icin sadece sıçrama.

Hiç birşey hiç birşey olmak zorunda diil.
Herşey kişinin kendi algısı ile ilgili.
BENCE gerçek, BENCE doğru, BENCE acıklı...
ve belki de BENCE bu yüzden ne hissetmem gerektiği hiç de umrumda olmayan birşey.
gereklerle hareket edicek diilim, hiç olmadım – olmak niyetinde de diilim.
keşke bunu göstebilsem, paylaşabilsem sevdiğim o onca “gerekliliklere saygılı insanlar”la diye düşünüyorum bazen,
ama biliyorum – konu benim göstermem ya da paylaşmam diil,
konu onların bunu nasıl algıladığı.

bu yüzden sosyal psikoloji,
bu yüzden sembolik etkileşim!

Saturday, June 13, 2009

Sacmalardan Secmeler



gercekten sacmalardan secme olabiliyor kimi zaman hayat.
bu kadar zaman ve ugras sonunda biten tezimin ciktisini alip, bolume teslim etme yolunada giderken, dustum.

DUSTUM!!!

anin sicaginda, "elbetteki acir, dustun...sallanmayi birak da sunlari bolume tasi - hadi!" diyerek kendime (evet, kendi kendime konusan bi kisiyim.) hemen bolumun yolunu tuttum. tutmaya calistim. cidden cabaladim ama olmadi, oldugum yerde kalakaldim. babam yanimdaydi, onun yardimi ile ciktim bolume ama bi anda gozumden yaslar akmaya basladi. agladigimin farkinda bile diildim desem...?!

halime aciyan danismanim benim yerime dagitmak uzere aldi tezleri ve ben de babamin yardimi ile rontgene gittim. kirmisim. ayagimda 6 kucuk kirik. alci. 15 gun...

a ama bekleyin...asil eglenceli yere yeni geliyoruz. benim hadiseden 5 gun sonra jurim vardi bi de!
^_^

ambulansla jurisine giden nadide bi insanim. rezildi. gectim. efsane oldum. komikti. top on'uma 3 numaradan girdi.

Wednesday, May 13, 2009

TEZ

It took forever, but it's finally over. 
I honestly thought I'd die in the process...
and yes, there were tears in the end. 
Lots of them actually...
What?! I am a Pisces - it’s only natural. 
 
















I’m lucky.
I’ve got the best friends a girl could ever ask for...
I have no idea how I’d survive without them!

Wednesday, April 15, 2009

morning smile



yersiz sikintilara sebep biliyorum ama elimde diil, ben yanlis 12 saati yasiyorum hep.

sabahlari uyandigimda hemen toparlanamiyorum, algilarim hemen acilmiyor ama yine de yuzumde bir siritisla geziyorum etrafta. duymuyorum dogru durust bana o zamanlarda soylenenleri, hatta itiraf ediyorum bazen duysam bile anlayamiyorum - beyinim hala tam uyanmamis oluyor o ilk caydan once. ama mutlu bir beyinsiz oluyorum. sonra gun basliyor, yavas yavas sonuyor isigim...aksama dogru en fena! bir sessizlik ve ciddiyet sariyor beni. hic sevmiyorum aslinda o hallerimi. iple cekiyorum gecenin gelmesini. cunku gece beni ozgur kiliyor sanki. sanki herkes uykuya yatiyor, butun dunya o degerli anlari harciyor ve ben uyanik - o zamani degerlendiriyorum. en iyi gece yaziyorum, en iyi gece ciziyorum, en guzel konusmalarimi gece yapiyor, en iyi kitaplari gece okuyor, en guzel filmleri gece izliyorum. insanlari geceleri buyuluyor, hayallerimi geceleri kuruyor, planlarimi hep geceleri yapiyorum. sabahin isiklarini beklemeden yatiyorum gerci, lacivertin maviye donmeye baslamasindan en az iki sigara icimlik once...uyuyorum. oyle seviyorum ki uyumayi...yorganlari, yastiklari, battaniyeleri, pikeleri - yumusacik hislerini. gerci kisa uyuyorum, ama bol ruya goruyorum.
^_~

Monday, March 23, 2009

a never ending story



it hurts.
but it’s true…I’m dammed.
it’s a tune in my head;
an echo I can’t seem to run away from;
a sound I can’t leave behind;
it’s a melody that encircles my existence.
it’s in everyone I meet, everywhere I ever go;
everything I ever think, want or do…
there’s no running, leaving it behind, escaping
and I can’t deny - I love it.

Friday, March 13, 2009

we're just girls


I'm just so lucky to have them.
This is a kind of thank you...
I never seem to say it out loud, yet they never seem to mind.

Wednesday, January 07, 2009

Ridicules!

This is ridicules.

It’s been months!

I’ve had this hectic schedule since I came back from Istanbul, meaning my life’s been this chaotic nonsense since October!!! This is…sad. I have not had a decent night out since forever, I haven’t been able to spend quality time with either my family or my friends, meals are a joke, shopping is out of the question, sleep is like an expensive treat and some of the library staff think I’m their coworker. Something is very wrong.

It snowed a few days ago…or was it weeks – I can’t be sure; I’ve lost all concept of time and space! Well, whatever, it snowed…and it was so pretty and inviting and I wanted nothing more than to just get dressed and go out and about and have snow fights with my friends and drink hot chocolate while chatting and – but I had work to do.

“Is it worth it?!”, that is the question if you ask me. I feel like shit. I do. I really do. I am not a person fit to live this kind of a lonely, unhappy, isolated and joy free “modern -western influenced life style”…Seriously; this is not what I was put on this earth for! It can’t be…

I can’t find time to draw. I don’t have time to write! I’ll surely die if this goes on any longer, I can’t live like this. It’s suffocating me. I feel like I’m drowning in all this…stuff, which I don’t even know where I found from.

It has to end. Very soon.

Tuesday, June 17, 2008

better than "güç para iktidar"

Inspiration is a funny little thing; I never know where I might find it.

Beyoglu - Istanbul